tactile
İç Mimari,  Tasarım,  Trend

TACTILE

Hiç “DOKUNMAYIN” yazan bir tabela okudunuz ve hemen yasak nesneyi hissetme ihtiyacı hissettiniz mi? Pandemi sürecinde temas etmeden yaşamak sizi diğerlerine göre daha fazla mı zorladı? O halde Tactile trendi tam size göre. Türkçesi ‘DOKUNSAL’ olan bu trend insanların ‘gerçek’ bir şey aradıkları zaman dokunsallığa çekilmeleri üzerine kurulu.

Önce bu trendin psikolojik temelinden kısaca bahsetmek isteriz. Dokunsal uyarımın ilk ortaya çıkışı 1958’de psikolog Harry Harlow sayesinde oldu. Harlow annesiz bebek maymunlarla bir deney yaptı ve onlara iki yapay taşıyıcı anne arasında bir seçim yaptırdı. Her ikisi de ahşap ve tel örgüden yapılmıştı. Aradaki fark, birinin üzerinde bir şişe süt varken diğerinin bezle kaplı olmasıydı. Maymunlar besin kaynağı olmamasına rağmen kumaş anne ile bağ kurarak psikologları şaşırttılar. Miami Üniversitesi Tıp Fakültesi, prematüre bebeklerin küvözde bırakılmak yerine düzenli olarak dokunulması ve hareket ettirilmesi durumunda daha hızlı iyileşme sağladıkları sonucuna vardı. Bu çalışmalar dokunsal uyarımın önemini anlamamıza ve günlük yaşamımıza uygulamamıza öncülük etti.

İnsanlar “gerçek” bir şey aradıkları için dokunsallığa çekilirler. Zamanımızın çoğunu dijital dünyada geçiriyoruz ve ortalama günde 200 den fazla kez telefonumuza bakıyoruz.Tüm bu dijital etkinin haricinde sadece gerçekten doğal bir şey bizi gerçeğe yaklaştırıyor. Tam da bu noktada Tactile trendi dokunmayı tetikleyen tasarımlara dönüşüyor. Bunu da basit formlar üzerinde sadece yüzeylerle oynayarak başarıyor.

İşlevsellik ve ergonominin yanı sıra, ürün tasarımında da merkezi bir rol oynuyor. Örneğin, bir ürüne hoş ve kaymaz bir yüzey hissi vermek için Braun, tıraş makinelerinde özel plastikler kullanır. Dokunma hissi, bir ürünün özelliklerini anlamak ve tasarımını değerlendirmek için görsel, akustik ve koku alma duyuları kadar önemlidir. Örneğin, pürüzsüz yüzeyler soğuk ve itici hissettirme eğilimindedirler.

Mimarlar duyuları harekete geçiren alanlar tasarlarken bir tasarımın dokunsal deneyiminin kullanıcılarını nasıl etkileyebileceğini incelerler ve bir kişinin sosyal davranışı, kendi algısı, bir binadaki keyfi ve konforu söz konusu olduğunda etkilerin anlamlı ve ölçülebilir olmasını hedeflerler. Örneğin; ham elementlerin seçimi, beklenmedik heyecanla karışık bir sıcaklık ve aşinalık verir.

İç mimarlar, “görsel ağırlık” eklemek için doku kullanırlar. Başka bir deyişle, odanın bir nesnesinin veya bölümünün dikkati kendine nasıl çekebildiğini belirlerler. Zıt dokular, belirli yönleri diğerlerinden daha fazla öne çıkarmanın bir yoludur yani doku, vurgu oluşturmanın bir yoludur. Bir odaya doku eklemek, saçaklı kenarlı bir yastıktan çok daha fazlası demektir. Pürüzlü olanı pürüzsüz ile harmanlamanın ve görsel dokuyu nasıl yaratacağını bilmenin sanatıdır.

2021’de sıkça rastlayacağımız Tactile Trend örnekleriyle devam edelim…

2021 ‘de Tracey Tubb’s tasarımı origami duvar kağıdı gibi dokunsal yüzeyler iç mekanlarda daha fazla görülecek.

Sebastian Cox’un kabuk kaplı ağaç dalı ayaklarıyla tamamlanan Underwood Koleksiyonu mobilya alanında en iyi örneklerden biri.

Nicola Tassie’nin Faceted Collection taş sürahi ve kupaları da dokunulmak üzerine tasarlanmış.

Versailles Koltuk, Versailles Sarayı’nın yaratıcılığından ve zengin dekorasyonundan esinlenmiş.

Newton yemek masası sanat eseri sayılabilecek bir mobilya.

Dokunsal, eğlenceli ve çarpıcı bir vazo koleksiyonu ‘Corcnucopia’.

Hayatlarımız ne kadar dijital olursa, fiziksel olanı o kadar çok arzuluyoruz. Denge ile ilgili. Duyuları harekete geçiren daha dokunsal malzemelere doğru ilerliyoruz. Moda alanında da dokunmayı tetikleyen tekstiller bu sene revaçta olacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir